efendimizaleyhisselam

HİZMET EDENE HİZMET EDİLİR...

1967'de tanışmıştık... İlim Yayma Cemiyeti, Çarşıkapı Yurdunda. Karakaşlı karagözlü bir genç. Anlatıyor da anlatıyor. Zaman zaman kulak kabartıyorum, hoşuma da gidiyor. O sıralar çözemediğim bir sürü mesele var kafamda, bir gün önünü kestim, sualleri sıraladım ard arda. O kadar rahat cevapladı ki anlatamam, sanki kapılar araladı bana.

Bir Berat gecesiydi hiç unutmam, "yürü" dedi "gidiyoruz!" Ertesi gün imtihanım var ama ondan öğrenmişim "bir mümin gel dedi mi gidilir, nereye diye sorulmaz!"

İyi ki usule uymuşum. O akşam Mekki Efendiyi ziyaret ettik, Aman Ya Rabbi o ne nurlu insan? Nasıl da bilgili, müşfik, mütebessim sonra...

Sağolsun Kıbrıslı beni sadece Mekki efendiye götürmekle kalmadı Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin sohbetlerine kavuşmuş kim varsa tanıştırdı. Habil Bey Amca, Berber Enver Amca... Bunların kendilerine has hususiyetleri vardı. Hasip Bey Amcayı gören ehil olmasa da bir Allah dostu ile karşılaştığını anlardı. Ama bana en çok tesir eden Hüseyin Amca oldu. Derin bir insan! Sormadan müşkülünüzü çözer, kalbinizi okur adeta.

MEN HADİME HUDİME...

Eyyûb Camii yakınlarında bir dergah eskisinde meskundu, yaşlı ama çok heybetli. Hüseyin Efendi, Vahideddin Hanın sultan olduğu yıllarda Kadiri şeyhi imiş, binlerce mürid ağzına bakıyor. Efendi Hazretleri Kaşgari Dergâhına yerleştirilince hoş geldinize gidiyor. Başında ulemaya mahsus kavuk, üzerinde kürklü hırka. Efendi hazretleri onu muhabbetle karşılıyor, yanına oturtuyor. Gelenlere yer gösterildikçe halka kayıyor... Hüseyin Efendi bir anda kendini kapının eşiğinde buluyor.

Sanırım bir burukluk yaşıyor. Derken sohbet başlıyor. Ama ne sohbet, hiç duymadığı şeyleri duyuyor. Kalbinde anlatılmaz bir ferahlık, muhabbeti, gayreti katlana katlana artıyor. "Eğer şeyh bunlar ise ben neyim?" diyor ve ani bir kararla evine dönüyor. Kavuğu hırkayı çıkarıp sade kıyafetlere bürünüyor. Gelip Efendi hazretlerinin önünde diz kırıyor. Bilahare talebelerini de kenara çekiyor beni dinlerseniz Abdülhakim Efendi'ye bağlanın diyor, bağlanın ki ahiretiniz de dünyanız da aydınlansın...

Hüseyin amca Efendi hazretlerine çok hizmet etmiş, Kıbrıslı Mustafa da Hüseyin amcaya. Ömrünün son yıllarında gerçekten muhtaçtı, her işini Mustafa abi takip etti, evladı gibi baktı ona... Hani "hizmet edene hizmet edilir" derler ya.

PAYLAŞMANIN TADI

Nasıl zamanında beni tutup tutup birilerinin evine götürdüyse bizim evimize de gençleri getirirdi. Düşünün yirmi yirmibeş delikanlı, en az iki manga. Hanım yedirmeye bayılır, değişik yemekler hazırlar.

Kıbrıslı sevdi mi tam sever. Sanki aileden biri olur. Benim hiç haberim yok, Konya’ya gitmiş, annemi bulmuş, çayını çorbasını içmiş. Gurbetteyiz ya kadıncağızı rahatlatmış, kalbine serin su serpmiş...

Kıbrıslı’nın iki yakası bir araya gelmedi, gelemezdi de. Gözetip kolladığı öğrenci evlerinin, erzaklarını temin eder, kiralarını ayarlar, hatta gider yemeklerini yapar. Bir bakmışsın gömleğin ipte, çamaşırlarını yıkayıp asmış sana sormadan.

Developed by jtemplate